UYUM EĞİTİM I Özel Eğitim Rehabilitasyon I 0542 392 35 95
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon
Bizi Arayın
+90 338 217 11 11
Bize Mail Gönderin
bilgi@uyumegitim.com
Çalışma Saatlerimiz
Salı - Pazar : 09.00 - 19.00

ENGELLİ HAKLARI

Günümüzde engellilere tanınan haklar yeterli olmasa da geçmişe nazaran önemli mesafeler almıştır. Yapılan yasal düzenlemeler ile engellilere ya farklı haklar verilmekte ya da daha önce verilen haklar genişletilmektedir. Bundan dolayı engelliler memnun olsa da hakları geneli düşünüldüğünde hala eksik olan birçok nokta bulunmaktadır. 2018 – Engelli hakları konusunda yeni adımların atılması engellilerin en büyük arzuları arasında bulunmaktadır. Yapılacak yeni düzenlemeler sayesinde, engellilerin günlük yaşama karışması çok daha kolaylaştırılabilir. Engellilerin şuanda mevcut olan birçok hakları bulunmaktadır. Bu haklardan bazıları şunlardır:

  • Engelli Aylığı: Engelli kişilere devlet belli bir miktarda maaş vermektedir. Verilen maaş engellilik derecesine göre değişmektedir. Engelli maaşını 18 yaşını tamamlamış kişilere ve 18 yaşını tamamlamış engellilere bakmakla yükümlü olan kişilere verilmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı tarafından 18 yaşını tamamlamış engelli kişilere ve 18 yaşını tamamlamış engellilere bakmakla yükümlü olan kişilere “muhtaç aylığı” bağlanmaktadır. 2018 – Engelli hakları kapsamında sağlanan bu aylık engelliler ve onlara bakan kişilere büyük bir kolaylık sağlamaktadır.
  • Engelli Kartı: Engellilere tanınan haklardan yararlanmak için “engelli kimlik kartı” sahibi olmak gerekmektedir. Engelli kartı doğuştan ya da sonradan oluşan zihinsel, bedensel, ruhsal, sosyal ve duyusal yeteneklerin en az %40’nı kaybeden kişilere verilmektedir. Bu kart sayesinde engelli haklarından yararlanılabilmektedir.
  • Engellilik İndirimi: Engelli kişiler, engel oranlarına göre çeşitli derecelere ayrılmış ve engelliler bu derecelere göre vergi indirimlerinden yararlanmaktadırlar. Vücudundaki engel sebebiyle çalışma gücünün %80’ini kaybeden kişiler birinci derece, %60’ını kaybedenler ikinci derece ve %40’ını kaybedenler ise üçüncü derece engelli sayılmaktadır. Bu kategorideki engellilere 2018 – Engelli hakları kapsamında vergi indirimi uygulanmaktadır
  • Yer Değiştirme: Engelli kişilerin meslekleri bulunması durumunda ilgili mevzuata uygun bir şekilde çeşitli kadrolara atanabilmektedir. Engelli kişi herhangi bir kadroya atandığında eşi ya da bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yer değiştirme talepleri karşılanmaktadır.
  • Emlak Vergisi: Engelliler 200 metrekareye kadar olan tek katlı konutları için emlak vergisi ödememektedir.
  • Verdi Muafiyeti: Engellilerin yaşamlarını daha rahat hale getirmek ve günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için bazı eşyalar yurt dışından ithal edilmektedir. Bu eşyaları engelliler adına ilgili dernekler aldıklarında gümrük vergisin muaf tutulmaktadır. Böylece bu eşyalar çok daha uygun fiyatlara alınabilmektedir.
  • Araç Vergi İndirimi: Belli bir orandaki engelliler sıfır araç aldıklarında KDV’de bir miktar indirim yapılmaktadır. ÖTV’nin ise engellilerden alınmamaktadır. Bu da engellilerin sıfır araçları çok uygun fiyatlara alması anlamına gelmektedir. Fakat bunun için bazı şartlar bulunmaktadır. Bu şartlar arasında alınacak olan aracın motorunun en fazla 1.4 olması gibi bir zorunluluk bulunmaktadır. Ayrıca alınan araç 5 yıl boyunca satılamamaktadır. 5 yıl sonunda aracı satma hakkına sahip olan engelliler, yine bu indirimden yararlanarak araç alabilmektedir. 2018 – Engelli hakları kapsamında verilen bu indirim engellilere araç alma konusunda büyük kolaylık sağlamaktadır.
  • Erken Emeklilik: Sosyal Güvenlik Kurumu insanların emekli olmasını sağlayan kurumdur. Bu kurum belli şartların sağlanmasıyla insanlara emekli aylığı ve diğer sosyal hakları sağlamaktadır. Engelliler için ise uygulanan şartlar daha farklıdır. Engel derecesine engelliler göre çok daha kolay şartlarda emekli olabilmektedir. Engellilerin dışında bakıma muhtaç çocuğu olan kişilere de bu haklar tanınmaktadır. Ayrıca bu kişilerin geliri olmaması ya da düşük gelirli olması halinde emeklilik dışında muhtaç aylığının 2 katına kadar maaş bağlanabilmektedir. Bunun için gerekli şartlara sahip olmak önemlidir.

Ailelere Tavsiyeler

A-İleri Derecede zihinsel Engelliler:Bu çocuklar; klinik bakıma muhtaç, zeka bölümü sürekli olarak 0-25 arasında olup da hayata kesinlikle uyum sağlayamayan ve sağlık kurumlarında devamlı klinik bakıma ihtiyacı olan engellilerdir.

Aileye öneriler

1)     İleri derecede zihinsel engelli çocuklarda yaralayıcı davranışlar; saçını çekme. Kafasını vurma v.b. davranışlar ortaya çıkmaktadır. Bazı uzmanlara göre bunun nedeni çocuğun çevresel ve sosyal uyaranlardan aşırı derecede soyutlanmasıdır. Bu durumda çocuk gereksinim duyduğu ancak çevresinden alamadığı uyaranları kendisi yaratmaktadır. Çocuğun kendine zarar verici bu davranışlarını azaltmak için çocuğa uyarıcı zenginliği sağlayınız.

2)    İleri derecede zihinsel engelli çocukların düşük düzeydeki işlevleri nedeniyle eğitim programlarında öz bakım (tuvalet alışkanlığı, yemek yeme v.b.) dil ve hareket becerilerine daha fazla önem verilmelidir.

3)    İleri derecede zihinsel engelli çocuğun basma kalıp ve  kendini  yaralayıcı davranışlarını iyileştirmede yaygın olarak davranış değiştirme yöntemi uygulanmaktadır. Davranış değiştirme yönteminde istenilen davranışı arttırmak istenilmeyen davranışları azaltmak yada ortadan kaldırmak için tutarlı olarak pekiştireç yada cezalandırma yöntemleri uygulanmaktadır. Pekiştirme zaman geçirilmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Örnek (çocuğa ilgi gösterilmesi gibi sosyal nitelikte bir pekiştireç olabilir.)

4)    İleri derecede geri zekalı çocuklar bir defa da pek çok kavramı öğrenemezler. Bu nedenle kavramlar çocuğa tek tek öğretilmelidir. Bir’ kavram iyice öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

5)    Kısa, basit ve somut komutlara çocuk alıştırılmalıdır. Olumsuzdan daha çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.

6)   Acele ve telaşlı emirler yerine sakin ifadeler kullanılmalıdır.

7)   Güven sarsıcı durumlardan (sözlerle, isteklerden) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin, şiddete (dayak ) baş vurmayın.

B-Öğretilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 25-44 arasında olup da sağlık kurumlarıyla işbirliği içerisinde gerçekleştirilebilecek özel eğitim ve rehabilitasyona muhtaç olan engelli çocuklardır

Aileye Öneriler

1)  Var olan yeteneklerini en iyi kullanılabilir duruma getiriniz.

2)  Öğretilebilir düzeydeki çocuklar görmek ve işitmekten çok yaparak öğrenirler. Öğrenmede işitme ve görmede önemli olmakla birlikte yaparak öğrenmede daha yararlı sürekli sonuçlar sağlar. Çocuğun evdeki faaliyetlere katkıda bulunmasını sağlayın.( Örneğin, yattığı yatağı düzeltmesi, masaya bardak ve tabak yerleştirmesi v.b.)

3)    Öğretilebilir düzeydeki çocuklar başkalarının istediklerini değil, ilgi duydukları şeyleri öğrenirler.

4)    Pratik hayatta kendine yetecek kadar temel beceri ve alışkanlıkları kazandırmak gerekir. (örneğin, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı v.b. kazandırma)

5)    Aşırı koruyucu ve kollayıcı tavırlarla bağımsızlıklarının engellenmesini, kötüye kullanılmasını, İstismar edilmesini önleyici tedbirler almak gerekir.

6)    Boş zamanlarını yaralı bir şekilde değerlendirmesini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmasını sağlayın ( Örneğin, televizyon seyretmek, arkadaşlarıyla oyun oynaması v.b.)

7)    Her yaşantı her çocuk için ayrı bir anlam taşır Çocukların toplumla etkileşmesine ve değişik yaşantılarda bulunmasını sağlayın.

8)    Güven sarsıcı durumlardan ( sözlerle, isteklerden ) kaçınılmalıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamayın, davranışlarından ötürü eleştirmeyin.

9)    Öğrencinin başarılı çalışmaları mutlaka görülmeli, değer verilmeli ve gerekirse ödüllendirilmeli

C-Eğitilebilir Düzeyde Zihinsel Engelliler

Zeka bölümleri çeşitli ölçeklerle sürekli olarak (45-75) arasında olan engelli çocuklardır. Gerilik derecesine göre (8-12 ) yaş seviyesinde bir zekaya sahip olabilirler.

Aileye Öneriler

1)    Eğitilebilir zihinsel engelli Çocuğu bu özrü ile kabullenin,

2)    Eğitilebilir zihinsel  engelli çocuklar zeka, akademik başarı, sosyal uyum yönünden yaşıtlarından geri olduğu için dışlamayınız, küçümsemeyiniz, eleştirmeyiniz, kıyaslamayınız.

3)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuktan yapabileceğinden fazla başarı beklemeyiniz.

4)    Eğitilebilir zihinsel engelli çocuğun eğitiminde sabır ve hoşgörü göstermezseniz, çocuğa destek olmazsanız çocuğun var olan ilgi, yetenek ve İsteğini köreltmiş olursunuz. Çocuğun sorularına basit ve kısa kelimelerle (anlayacağı) şekilde cevap vermeye çalışınız.

5)    Çocuğun sosyal ilişkilerini geliştirmesi için arkadaşlarıyla oynamasına. yeni arkadaşlıklar edinmesine müsaade edin. Evde kapalı kalması Çocuğun sosyal yönünü geriletecektir.

6)    Çocuğun temel eğitimi sonrasında, aile çevresinin de kolayca takip edilebileceği bir iş yerinde meslek edinmesi sağlanabilir.

7)    Öğretmenle sıkı diyalog kurulmalı, sınıftaki çalışmaların devamının evde de sağlanması mümkün olmalı.

8)    Çocuğun basit komutlara alışması için evde egzersizler yapılmalıdır.( bardağı getir’ koltuğa otur / git- gel v.b.)

II-AĞIR ÖĞRENENLER   Çok geç ve güç öğrenirler, genelleme yapamazlar, dikkati dağınık ve dikkat süresi kısadır. soyut şeyleri çok zorlukla öğrenirler, öğrendiklerini çok çabuk unuturlar, kolayca yorulur ve sebatsızdırlar, kendilerine olan güvenleri azdır, oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler, bazen hiç uymazlar.

 Aileye Öneriler

1)   Çocuğunuzda herhangi bir problem ( geç, güç öğrenme, unutkanlık v.b.) farkettiğinizde öğretmeniyle hemen diyaloğa girin ve bir rehberlik uzmana ulaşarak problemin kaynağını araştırın.

2)    Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin, çevreden gizlemeyin. Kıyaslayıp-eleştirmeyin.

3)    Aşırı derecede koruyucu olmayın. Bu, çocukta kendine güveni azaltır.

4)     Çocuğa yapabileceği işleri yaptırın. Başardığı işlerde teşvik edin, ödüllendirin

5)  Basit sözcükler ve kısa cümleler kullanınız.

6)  Çocuğunuzdan zihinsel olarak ne yapmasını istiyorsanız, tam ve açıkça söylemelisiniz. Yani genel ifadelerden çok  özel  ifadeler kullanmalısınız.  Eşyalarını ortadan kaldır ifadesi yerine “oyuncağı yerine koy” ifadesi kullanılmalıdır

7)     İsteklerinizde ve koyacağınız kurallarda tutarlı olun Ne zaman nasıl davranış bekleniyorsa çocuğunuza bunu anlatın ve bu beklentinizi bir daha değiştirmeyin. Böylece çocukta karalı davranışlar gelişecektir. Kararsız olursanız, çocuk paniğe kapılabilir.

8)  Çocuğunuza acele komutlar yerine yavaş ve basit komutlar veriniz. Tehdit etmekten sakının. Tehdit, çocuklar üzerinde bir çok olumsuz etkiler yapar;çok yapıldığında çocuklar hiç aldırmaz ve davranış bozukluğu düşmanlık duygularını teşvik eder.

9)     Bu çocukların kasları tam gelişmemiştir. Bunu sağlamak amacıyla el temrinlerine vebecerilerine yer verilmeli ( kaba boyama, çamur- hamur gibi maddelerleoynama, makasla kağıt kesme, boncuk dizme)

10) Çocuğa öz bakım becerileri öğretilmelidir. ( Giyinme, kendi kendine yemek yeme, yıkanma v.b)

11) Öğretmenin okulda vermiş olduğu derslerin evde de devam edebilmesi için çocuğunuzun ödevlerini takip edin, sık tekrar yaptırın. Çocuğunuz çabuk sıkılacağından (ağır öğrenen çocukların temel özelliğidir), sıkıldığında etkinliği bırakın, sevdiği bir şeyi yapmasına izin verin (tv. seyretme, oyun oynama vb) sonra tekrar etkinliği çalışın. Bu şekilde dikkat dağınıklığını da engelleme olanağına sahip olursunuz.

GOOGLE, ENGELLİ İNSANLAR İÇİN 29 PROJEYİ ÖDÜL..!

Google, dünyadaki 1 milyar engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak için başlattığı Google Impact Challenge: Disabilities proje yarışmasının kazananlarını açıkladı.

Google Impact Challenge: Disabilities adlı program Google’ın sosyal sorumluluk odaklı proje birimi Google.org tarafından yürütülüyor. Yapılan açıklamaya göre dünyanın 88 ülkesindeki 1000’den fazla organizasyondan başvuru alan proje yarışması, toplam 29 projeyi kazananlar listesine almış ve farklı tutarlarda nakit ile ödüllendirmiş.

Engellilere yönelik kâr amacı gütmeyen projeleri 5 kategoride sınıflandıran Google, bu yenilikçi projelerle hem engelli insanların günlük yaşantısını hem de onların iş gücüne katılabilmesini kolaylaştırmayı hedefliyor. Google, gelişmekte olan ülkelerdeki engellilerin sadece yüzde 10’nun ihtiyaçları olan destekleyici cihazlara sahip olduğunun da altını çiziyor.

Engelli bireyler icin projeler

Söz konusu projelerin hepsinin açık kaynaklı geliştirme yapmayı taahhüt ettiği paylaşılıyor ve ödül/destek tutarları kimi projelerde milyon doların üzerine çıkıyor. Toplam destek tutarı da 20 milyon doları buluyor.

Kazananlar listesinde görme engelliler için akıllı gözlüklerden, biyonik ellere, işitme kayıplarını azaltacak cihazlardan tekerlekli sandalye kullanan kişilerin hayatını kolaylaştıracak çözümlere kadar farklı projeler var. 29 projenin tamamını şu sayfada görebilir, çevrenizle paylaşabilirsiniz.

Yeri gelmişken Facebook’un görme engelliler için görsel tanıma yeniliğini erişime açtığını da hatırlatalım.

5-6 Yaş Yaratıcı Drama Örnekleri

SINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Ormandaki tuzaklar
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme
KAZANIM :Probleme çeşitli çözüm yolları söyleme
MATERYAL :Tuzak hazırlamak için ip, su birikintisi için mavi karton ve renkli fon kartonlarından hazırlanmış çiçekler.
Öğretmen daha önceden kartlara resimler hazırlamıştır. Bu resimler nesnenin nerede bulunduğunu gösteren şekildedir. Örneğin; köpeğin kulübenin içinde olması, vazonun masanın üstünde bulunması, tavuğun kümesin dışında olması vb. bu resimler büyük kartlara hazırlanır ve öğrencilere tek tek gösterilir. Öğrenciler resme bakarak varlıkların nesnelerin neresinde bulunduğunu söylerler. Nesnenin nerede bulunduğunu doğru söyleyen çocuk diğer arkadaşları tarafından alkışlanır. Etkinlik böyle devam eder daha sonra rahatlama çalışmalarına geçilir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Nerede ?
B.A.D.A. AMAÇ : mekanda konum kavramıyla ilgili yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme(Altında üstünde, önünde arkasında, içinde dışında, sağında solunda , yakınında uzağında)
YAŞ :5–6
MATERYAL : Büyük boy kartlar

Öğretmen ‘Evet çocuklar şimdi ben Kral Aslanın yaşadığı ormana onu aramaya gidiyorum. (Bir tane aslan seçilir ve o bir köşede uyuyordur.)Benimle gelmek ister misiniz? Çok eğlenceli bir orman gezisi olacak. Yalnız çok dikkatli olmalıyız! Ormanda bazı tuzaklar olabilir! Bunlara çok dikkat etmeliyiz. Birde çok sessiz olmamız gerekiyor! Aslana yakalanmamaya dikkat edeceğiz. Haydi, şimdi sessizce beni takip edin bakalım. Öğretmen daha önceden sınıfın bir köşesine tuzaklar hazırlamıştır. Tuzakların hazırlanmış olduğu bölüm orman olarak kabul edilir. İlk tuzak bir su birikintisi. Öğretmen : ‘Heeee oda ne bir su birikintisi. Eyvah! Çocuklar bu bir tuzak olabilir bunu geçmek için ne yapabiliriz?’ Diye sorar. Çocuklar cevap verir: ‘üstünden atlayalım.’ Tüm sınıf üstünden atlayarak orman gezisine devam ederler. Biraz sonra karşılarına bir tuzak daha çıkar. Bu tuzağın sadece bir işareti vardır. Öğretmen bu tuzağı ip bağlayarak hazırlamıştır. Öğretmen çocuklara tekrar sorar: ‘Eyvah çocuklar yine bir tuzak daha. Şimdi bunu nasıl geçeceğiz?’ İp biraz yukarıdan bağlıdır. Çocuklar cevap verir: ‘İpin altından geçelim.’ Hepsi birden ipin altından geçerler. Ormanda geziye devam ederler. Derken… karşılarına güzel bir çiçek bahçesi çıkar. Öğretmenin hazırlamış olduğu renkli fon kartonlarla yapılmış olan çiçekler yerdedir. Hepsi birden çiçekleri toplarlar. Daha sonra aslana ulaşırlar. Aslan olan çocuk yerinde uyumuş numarası yapıyordur. Çocuklar çiçekleri toplarken ses çıkarmışlardır. Bu arada aslan uyanıp çocukları yakalamaya çalışır. Çocuklar aslana yakalanmamak için kaçarlar. Aslanın yakaladığı çocuk ebe olur. Bu sefer aslan yakalanan çocuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Kim aldı ? Nerede olabilir ?
YAŞ : 5–6
SÜREÇ : Tüm sınıf

Öğretmen bütün sınıfın gözlerini kapamasını ister. Söylediği şeyleri zihinlerinde canlandırmalarını ister. Öğretmen: ‘Çok dağınık bir odanız var ve siz bu odada en sevdiğiniz bir arkadaşınızla oyun oynuyorsunuz. Bazen oyuncakları eşyaların arasında kaybediyorsunuz. Şimdi de bir oyuncağınızı kaybettiniz. Acaba nerede olabilir? Bir düşünün bakalım.’ Der ve çocuklara düşünmeleri için birkaç dakika süre verir. Daha sonra çocuklar gözlerini açarlar ve zihinlerinde canlandırdıkları düşüncelerini anlatırlar. ( Oyuncakları nerede aradıkları, nerede buldukları tartışılır.)

DRAMA PLANI

ETKİNLİK ADI :Ufak lastik toplarla alıştırmalar
P.A. AMAÇ :Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme
KAZANIM 1- Farklı pozisyonlarda atılan nesneleri kollarıyla yakalama
2- Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
3- Hareket halindeki nesneleri durdurma
4- Farklı büyüklüklerdeki topu belli bir ritimle zıplatma
MATERYAL :Top, ip, kutular
SÜREÇ :Tüm sınıf bireysel ve grup çalışmaları

– Top bir elle yerde sıçratılır, el değiştirilerek oynanır.
– Topla beraber sıçranarak oynanır.
– Top yukarı atılır, bu sırada el çırpılır ve top yere düşmeden tutulur.
– Top, sol ve sağ elle yerde sıçratılarak oynanır.

İkili Olarak;
– Toplar karşılıklı atılır ve tutulur(tek elle, iki elle)
– Eşler karşılıklı durur, top yerde sıçratılarak atılır ve tutulur.

Topu Belli Hedeflere Fırlatma;

– İşaretlenmiş hedeflere, (duvara, ağaç gövdesine vb.) nişan alınarak fırlatılır.
– Karşıya konmuş hedeflere (lobutlar, kutulat) nişan alınarak fırlatılır.

Çizgiler Arasında Top Yuvarlama;

– Paralel çizilmiş çizgiler arasından top yuvarlanarak çıkartılır.

Hareketlerin ardından tüm sınıfın katılabileceği, top getirme oyunu oynanır.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Şimşek kart tekniğinden yararlanılarak hikaye anlatma ve hikayenin canlandırılması.
S.D.A. AMAÇ : Başkalarının duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Başkalarının sıkıntı ve mutluluklarını paylaşma.
MATERYAL : Şimşek kart

Çocuklar yarım daire şeklinde yere otururlar. Öğretmen karşılarına geçer elindeki şimşek kartlarını çocuklara doğru tutarak, resimde gelişen olayları çocuklara anlatır. Daha sonra anlattığı bu hikâyeyi çocuklardan canlandırmasını ister. Tüm sınıfın katılabileceği bir canlandırma olabilir.

YUMOŞ, ASLAN VE ARKADAŞLARI

Güneşli ve renkli bir bahar sabahıydı. Etraftaki kuş cıvıltıları insana adeta mutluluk verir gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırtı oldu. Çiçeklerin arasından bir top yuvarlanarak çimenlerin üzerinde durdu. Ardından yumoş fırladı. Kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki etrafındaki ağaçları, taşları görmüyor onlara çarpıyordu ama yinede oyununu bırakamıyordu. Bu oyun çok eğlenceli olmalı ki yumoşun keyfine diyecek yoktu. Derken; top birden yumoşun patileri arasından bir ok gibi fırladı. Top o kadar hızlıydı ki yumoş nereye gittiğini göremedi. Sağına baktı soluna baktı topu yok. Başını öne eğerek ormanda aramaya başladı. Yürüdü yürüdü… Taşların altına, çalılıkların arkasına baktı ama topu bulamadı. Biraz ilerledi ve ileriye baktı. Eyvah! Oda ne? Top bir aslanın pençelerinin arasında. ‘Bunu gören yumoş korkulu gözlerle aslana bakıyordu. Yavaş yavaş geriye yürümeye başladı. Oradan kaçmayı planlıyordu. Bunu anlayan aslan yumoşun ardından seslendi:’Dur gitme, topunu mu arıyorsun. O burada benim yanımda ona bir şey olmadı. Benden niye bu kadar korkuyorsun. Hem istersen topunla beraber oynayabiliriz. Bunu duyan yumoş çok sevindi ve neden olmasın ki’ diye düşündü. Sonra aslanla birlikte oynamaya başladılar. Bunu gören ormandaki diğer hayvanlarda yumoş ve aslanın oyununa katıldı. Bütün orman halkı artık aslan ile arkadaş olmuştu.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI
B.A.D.A. AMAÇ : Mekanda konum kavramı ile ilgili verilen yönergeleri uygulayabilme
KAZANIM : Nesnenin mekandaki konumunu doğru olarak söyleme. (Altında, üstünde, yanında, arasında, ortasında, ötesinde, içinde, dışında, sağında, solunda, yakınında, uzağında, v.b)
MATERYAL :

Çocuklar daire olarak otururlar. Öğretmende çocukların arasına katılır. Şu yönergelerde bulunur: ‘Yumoş topunu kaybettiğinde onu nerede aramıştı? Nerelere bakmıştı? Top yumoşun elinden nasıl fırlamıştı? Baktığı yerlerde topu bulamayınca çok üzülmüştü. Sizlerde bir oyuncağınızı ya da çok sevdiğiniz bir şeyi kaybedince üzülür müsünüz? Onu ararken nerelere bakarsınız?

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Karda eğlence
S.D.A AMAÇ : Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme
KAZANIM : Gerektiğinde lideri izleme
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

— Öğretmen yüksek sesle anlatır.( Çocuklar hareketleri istedikleri gibi canlandırır.)
— Kar yağıyor, bahçeye çıkmak için giyinelim.(Palto, çizme ve eldiven giyme hareketlerini taklit etme.)
— Her taraf karla kaplı, haydi karda yürüyelim.( Ayak kaldırarak ve dizleri bükerek yürüme.)
— Kardan adam yapalım.( Yere eğilme, karı avuçlama ve kardan adam yapma.)
— Üşüdük ısınalım.( Zıplama, kolları hareket ettirme, elleri birbirine sürtme.)
— Şimdi de kartopu oynayalım.( Kartopu yapıp birbirine atma.)
— Karları kürekleyerek yol açalım.( Kürekle karları iki tarafa atma.
— Sınıfa dönme zamanı geldi içeri girelim.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Balonlu köpek
B.A.D.A. AMAÇ : Verilen bir problem durumunu çözebilme.
KAZANIM : Probleme çeşitli çözüm yolları bulabilme.
MATERYAL : Balonlar ( Farklı renklerde olabilir.)

1- Bir kız (Ayşegül)
2- Köpek (Cin)
3- Başka bir köpek
4- Kuşlar

Evvel zaman içinde Ayşegül küçük bir kız varmış. Ayşegül’ün birde cin adında bir köpeği varmış. Cin oyun oynamayı çok severmiş. Cin’le Ayşegül her gün gezmeye çıkarlarmış. Bir gün yine gezerlerken bir baloncu görmüşler. Baloncunun kırmızı, mavi, sarı balonları varmış. Cin balonları çok sevmiş. Ayşegül onun balon sevdiğini bilirmiş. Hep kardeşine balon alırmış ama Cin’e hiç balon alınmamış. İlk kez o gün Cin’e balon almış, ipini ağzına vermiş. ‘Haydi, artık seninde bir balonun var.’ demiş.

Cin çok sevinmiş. Balonuyla zıplaya zıplaya giderken başka bir köpek ona ‘ Aman ne güzel balonun var. Kim aldı? Hav hav.’ Demiş. Cin’de cevap vermek için ağzını açınca balonun ipi kaçmış, balonda uçup gitmiş. Cin ‘Ayşegül’ün bana aldığı balonu kaçırdım, yakalayın… Hav hav…’ diye bağırmış, ama balon yükselip gözden kaybolmuş…

Cin kulübesine dönmüş, başını ayaklarının üstüne yaslayıp üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Onun bu halini gören kuşlar yadırgamışlar. ‘ Ne oldu bizim neşeli Cin’e, bugün çok üzgün diye şaşırmışlar. Cin başından geçenleri onlara anlatmış. O zaman kuşlar ‘ Üzüldüğün şeye bak’ şimdi biz gider buluruz.’ Demişler ve balonu aramaya başlamışlar.

Az sonra içlerinden biri görmüş balonu. İpini sallaya sallaya uçuyormuş. Hemen kuş yanaşmış. Balonun üstünde bir dolanmış sonra gagasını balona değdirmeden ipini yakalamış. Gagasıyla ipi sıkıca tutarak, çeke çeke getirmiş. Cin sevincinden ne yapacağını şaşırmış. Bütün hafta balonuyla dolaşmış. Hiç tasmasından çıkarmamış.

Öğretmen hikâyeyi bitirdikten sonra bir kız (Ayşegül), köpek (Cin), kuş ve baloncu seçer. Hikâyeyi canlandırmalarını ister.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Hayvanlar ve bakımı
S.D.A AMAÇ : Yaşamın iyileştirilmesinde ve korunmasında sorunluluk alabilme.
KAZANIM : Canlıların bakımını üstlenme ve koruma.

Hikâyeye bağlantılı olarak hayvanlardan bahsedilir. Hayvan hakkında konuşma yapılır. Ev hayvanları ve kümes hayvanları hakkında tartışma yapılır.
Sorular sorulur.

DRAMA PLANI

P.A. AMAÇ : Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Sözel yönergelere uygun olarak yürüme.(Yavaş, hızlı, taklit yürüyüş vb.)
YAŞ : 5-6
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması.

AYI YÜRÜYÜŞÜ
Gövde öne bükülür, avuçlar yere değdirilir, baş yukarı kaldırılır.
LEYLEK YÜRÜYÜŞÜ
Kollar öne uzatılır, öne adım atılırken dizler karına çekilerek yürünür.
KARGA YÜRÜYÜŞÜ
Dizer bükülür, ellerle ayak bilerleri tutulur, adım atılarak yürünür.
KAZ, ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, kollar yana açılır. Sağa sola yalpa yaparak yürünür.
MAYMUN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler yarım bükülür, gövde hafifçe öne eğilir, kollar yana sarkıtılır ve yürünür.
TAVŞAN YÜRÜYÜŞÜ
Dizler bükülür, eller yere konur. Ayaklardan hız alınır ve ileri doğru sıçranır.
KEDİ KÖPEK YÜRÜYÜŞÜ
Eller yerde, sırt kamburlaştırılmış, sessizce yürünür.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Müzikli hikaye

‘Karga ile tilki’nin hikayesi anlatılır. Ardından daha önce öğretilmiş olan hırsız karganın şarkısı söylenir. ( Bir gün bir hırsız karga hah hah hah hah ha ha ha / Bir parça peynir çalmış hah hah hah ha ha ha / Uçmuş bir dala konmuş hah hah hah ha ha ha / Oradan geçen bir tilki hah hah hah ha ha ha / şen sesinle öt demiş hah hah hah ha ha ha / Bizim karga gag demiş hah hah hah ha ha ha / Peyniri tilki yemiş hah hah hah ha ha ha) şarkısıyla birlikte sözlerine uygun olarak canlandırlır.

RAHATLAMA ÇALIŞMASI

ETKİNLİK ADI : Telsiz telefon
S.D.A. AMAÇ : Başkalarıyla ilişkileri yönetebilme.
KAZANIM : Grup etkinliklerinde grubun görüş ve amaçlarını benimsediğini gösterme.
MATERYAL :

Öğretmen : Ben başta oturan iki takım yanındaki arkadaşına bu cümleyi gizlice aktaracağım. Böylece yanlışsız olarak sonraki oyuncuya kadar ilerleyecek’der. Bundan sonra öğretmen üç sözcüğü geçmeyen bir cümleyi başta bulunan iki takım oyuncusunun kulaklarına yavaşça söyler. Böylece bütün çocuklar öğretmenin mesajını kulaktan kulağa son oyuncuya kadar gönderirler. En sondaki iki oyuncuda duydukları cümleyi yüksek sesle öğretmene söylerler. Oyun sonunda başarılı olan öğrenci alkışlanır. Yanlış söylenen cümle eleştirilir ve nerde bozulduğu araştır

DRAMA PLANI

ISINDIRICI DRAMA

ETKİNLİK ADI : Kurbağa ve leylekler
P.A. AMAÇ : Denge gerektiren hareketleri yapabilme.
KAZANIM : Zemin üzerine çizilen değişik şekiller üzerinde yürüme.
MATERYAL : Tebeşir veya ip
SÜREÇ : Tüm sınıf grup çalışması

Oyun yerine iç içe iki büyük daire çizilir. İki gruba ayrılan çocukların bir bölümü leylek olur ve büyük dairenin dışında sıralanır. Diğerleri kurbağa olur ve orta daireye dağılır. En içteki daire göl ve bataklık alanıdır. Oyuna başlama;

Leylekler büyük dairenin dışında (leylek yürüyüşü ile) LAK LAK LAK diye gezinmeye başlarken kurbağalarda (kurbağa sıçraması ile) KUVAK KUVAK KUVAK sesleriyle dolaşırlar. Öğretmenin;
– Karnınız aç mı? Sorusuna, leyleklerin;
– Aç! Demesi üzerine kurbağalar da yakalanmamak için hemen sıçrarlar. Bu sırada göle kaçamayıp leyleklere yakalanan kurbağalar leylek olurlar ve oyuna yeniden başlanır.

NOT: Leylekler hiçbir zaman göle(bataklığa) girmemelidir.

ESAS ÇALIŞMA

ETKİNLİK ADI : Rüzgar ve ağaçlar
S.D.A. AMAÇ : Estetik özellikler taşıyan özgün ürünler oluşturabilme.
KAZANIM : Müziğe uygun özgün hareketler yapabilme.
MATERYAL : CD çalar yada bir müzik aleti.

Rüzgar ve ağaçlar; müziğe uyarak rüzgarda ağaçların sallanmasını taklit:
Gövde ağacı, kollar dalları, el ve parmaklarda yaprakları temsil eder. Müzik hafif ve ağır çalınırken, rüzgar hafiftir. Yalnız dal ve yapraklar ağır ağır sallanır. Sağa sola dönerler. Müzik kuvvetlenip çabuklaşınca ağacın gövdesi de hafifçe sallanmaya başlar. Bu esnada dal ve yaprakların hareketi daha kuvvetli ve çabuk olur.

RAHATLAMA ÇALIŞMALARI

ETKİNLİK ADI : Neler hissettiniz?
S.D.A. AMAÇ : Duygularını fark edebilme.
KAZANIM : Duygularını müzik, dans vb. yollarla ifade etme.

Bir önceki yapılan çalışmanın tartışması yapılır. Çocuklara bazı sorular sorulur:
– Bir ağaç oldunuz, müzik yavaş çalarken ve hızlı çalarken neler hissettiniz?
– Sizde bir ağaç olmak istermiydiniz? Hangi ağaç olmak isterdiniz?
– Bir ağaç sonbaharda veya yazın ne gibi duygular hissedebilir?
– Ağaçlar sonbaharda neden yapraklarını dökerler? Gibi sorular sorulur.

TOMATIS Metodu nedir ve Nasıl uygulanır ?

Öğrenme ve iletişim, çoğumuzda doğal olarak işleyen, bu nedenle çok basit olduğu düşünülen süreçlerdir. Ancak, her on kişiden birinin, bu süreçleri işletmek adına her gün ciddi bir savaş vermek zorunda kaldığı bilinmeli. Belli durumlarda, işitsel bilgi doğru şekilde işlemlenememekte ve dinleme bozuklukları baş göstermektedir.

Kulak, beynimize açılan ana kapı olarak, bilginin işlemlenmesinde temel rol oynar. Etrafımızda meydana gelen sesleri ve ayrıca kendi sesimizi toplayıp, elektriksel uyarımlara dönüştürür ve analiz edilmek üzere beyne iletir. Daha şaşırtıcı olan şey, kulağın aynı zamanda bedensel hareketlerimizi de fark etmesi ve koordinasyon, denge, ritim süreçlerinde büyük rol üstlenmesidir. Bu bakımdan, gerek konuşma, tartışma, talimatları öğrenme, okuma, öğrenme ve ezberleme işlemlerinin yerine getirilmesinde, gerekse en basit bedensel hareketlerin yapılmasında, yani tüm gündelik yaşamımızda hayati bir işleve sahiptir.

Kulak ile beyin arasındaki iletişimde bulanıklıklar baş gösterdiğinde, dış dünya ile etkileşim kurma becerimiz zarar görür. Bunun sonucunda sıklıkla özgüven kaybı ortaya çıkar ve bu da iletişim ve öğrenme güçlüklerini daha şiddetli hale getirir.

Fransız doktor Alfred Tomatis, yaklaşık elli yıl önce, dinleme yetisinin iyileştirilmesini sağlamak üzere, beynin işitme sistemi üzerinden uyarılmasını hedefleyen bir eğitim programı geliştirdi. Kulağa, çok özel bir biçimde işlenerek düzenlenmiş müzik ve insan sesi ileten Tomatis® Metodu, gerek çocuklar gerekse yetişkinlerde dinleme kalitesinin yükseltilmesine yardımcı olmakta.

Sinirbilimindeki gelişmelere öncülük eden Tomatis® Metodu, bugün 2000’i aşkın uzman uygulama merkezinde, TalksUp® adı verilen benzersiz bir teknolojinin yardımıyla, kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş dinleme seansları şeklinde uygulanmaktadır.

Bir alternatif eğitim programı şeklinde tanımlanan Tomatis® Metodu, tıbbi ve geleneksel terapötik uygulamaları tamamlayıcı bir yaklaşım olarak, beynin etkili ve doğal bir biçimde uyarılmasını sağlar.

NASIL UYGULANIR?

tomatis_bursa2Tomatis® Metodunun uygulanmasında, TalksUp® adı verilen, danışana belli teknik parametreler uyarınca işlenmiş müzik ve ses dinleten, taşınabilir bir elektronik aygıt kullanılmaktadır. TalksUp® aygıtının pek çok özelliği arasında yer alan “elektronik Geçitleme®” işlevi, alçak ses frekansları ile yüksek ses frekansları arasında ani geçişler yaparak ses zıtlıklarının oluşturulmasını sağlayan, benzersiz bir noninvaziv prosedürdür. Kulak, alçak ve yüksek frekanslar arasındaki bu iki yönlü geçişlere uyum sağlamak için ciddi bir çaba sergiler ve beyinde bir uyarım etkisi meydana gelir.

Başvurduğunuz Tomatis® Uygulayıcısı, dinleme yetinize dönük değerlendirmeler yaptıktan sonra, durumunuza uygun seanslardan oluşan bir dinleme programı belirler. TalksUp® aygıtını kullanarak, bu programı kendi evinizde ya da sertifikalı Tomatis® merkezlerinde uygulayabilirsiniz.

Danışanın ses üretmesinin gerekmediği, yani “pasif” dinleme seanslarında, tek yapılması gereken şey, hem kulaklıklar (havadan ses iletimi) hem de titreşim elemanı (kemikten ses iletimi) yoluyla ses ileten kulaklık takımını takmak ve TalksUp® aygıtında oynatılan müziği dinlemektir. Danışanın kendi ürettiği seslerin de kullanıldığı “aktif” dinleme seanslarında ise, üzerinde mikrofon da bulunan aynı kulaklık takımını kullanan danışan, bu kez kendisi de sesli okuma ve tekrarlama egzersizleri yapar. Danışanın sesi, eş zamanlı olarak işlenip kulağa iletilerek, işitsel geri bildirim döngüsünün çalışması sağlanır.

Çocuklar Neden Televizyon İzlememelidir ?

Televizyon, çocuklar için çizgi film ve reklamlarla; yetişkinler için de dizi, film ve programlarla hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Son yıllarda özellikle küçük çocukların uzun süreler televizyon seyretmelerinin sosyal gelişim üzerine olası olumsuz etkileri tartışılırken 0-2 yaş bebekler için de televizyon ekranlarının zararlı olduğu belirtiliyor.

Yapılan araştırmalar, 2 yaş öncesinde televizyon izleyen çocukların zihinsel gelişimlerinin olumsuz olarak etkilendiğini, dil gelişimlerinin geciktiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemde aşırı televizyon izleme ile; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve otizm arasında ilişki olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunmaktadır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, önlem olarak 0-2 yaş çocuklarının televizyon ekranlarından uzak durmaları gerektiğini vurgulamaktadır.

Konuyla ilgili araştırma için http://www.tkbbv.org.tr/dergi.aspx?Dergi=49&yil=2011&makale=11184 inceleyebilirsiniz.

Bebeğin dil gelişimi

Dil gelişimi, doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Çocuklar dünyaya geldikleri günden itibaren; çevrelerindeki sesleri algılamaya, sesler çıkarmaya ve anadilin temel yapısını kazanmaya başlarlar.

Bebek ilk 1 ayda ağlama, öksürme, hapşırma gibi doğal sesler çıkarır. Birinci ayın sonunda ağlamaları çeşitli durumlara göre farklılaşmaya başlar.

ve 3. aylarda bebek güler; ” k” ve “g” gibi ünsüz; “a”, “e”, “o” gibi ünlü harfleri çıkarmaya başlar.

ve 6. aylar arasında bebeğin çıkarabildiği ünlü ve ünsüz seslerin sayısında artış gözlenir, 6. ayın sonuna doğru ünsüz ile ünlü sesleri birleştirmeye başlar; örneğin ba, da, ma vb.

ve 10. aylar arasında ma-ma gibi hece tekrarları gözlenir. Bebek yetişkin konuşmasına benzeyen ancak anlaşılmayan diziler meydana getirir.

aydan itibaren anlaşılmayan ses dizileri arasına tek heceli sözcükler yerleştirmeye başlar. İlk anlamlı sözcükleri telaffuz etmeye başlar.

ve 18. aylar arasında sözcükleri amaçlı olarak kullanır. 3-50 sözcükten oluşan sözcük dağarcığı vardır. Nesneleri ve vücut bölümlerini gösterir.

ve 24. aylar arasında basit yönergeleri yerine getirir, nesneleri ve resimleri isimlendirir. Sözcük dağarcığı 50-70 sözcük içerir.

2 yaş çocuğun yürümeye, konuşmaya, kendi benliğini fark etmeye başladığı bir dönemdir. Yaşamın ikinci yılındaki hızlı gelişim çocuğu pek çok açıdan bağımsız hale getirir. Motor yeteneklerle dil becerisinin kazanılmasının, çocuğun bağımsızlığındaki etkisi büyüktür. İki yaş çocuğu koşar, tutunarak merdivenleri inip çıkar. Bu dönemde bildiği 70 veya daha fazla sözcüğü kullanır, iki sözcükten oluşan basit cümleler kurar. 2 yaş sorgu çağıdır. Bu evrede çocuk nasıl ve niçin sorularını ısrarla sorar.

0-2 yaş çocuğunun dil gelişimini desteklemek için neler yapabilirsiniz?

Bebeğinizin gözlerinin içine bakarak ve gülümseyerek onunla konuşun. Onu ismi ile çağırın.

Yatağın üzerine bebeğin göz teması kurabileceği; renkli, farklı sesler çıkaran hareketli oyuncaklar asın. Seslere yönelmesi, hareketleri izlemesi için yönlendirin. 4. aydan sonra oyuncağa uzanması ve dokunması için destekleyin.

-4. aydan itibaren bebeğinizi kucağınıza alarak ayna karşısına geçin. Ona ismi ile seslenin, çıkardığı sesleri tekrar edin.

Bebeğinizi olabildiğince çok aile içerisinde bulundurun. Örneğin, akşam yemeğinde masada sizinle birlikte oturtun; böylece diğerlerinin konuşmalarını dinler ve çok sayıda kelime öğrenir.

aydan itibaren çocuğunuzun eline orta büyüklükte kırılmayan çelik ayna vererek “Bak benim burnum burada, senin burnun nerede ?” şeklinde oyun oynayabilirsiniz.

Resimli kitaplar okuyun. Sayfaları çevirmesi için fırsat yaratın. Okuduğunuz hikayeler hakkında basit sorular sorun. Resim göstererek “Bu ne?” diye sorun.

Masal, çocuk şarkıları, ninni, klasik müzik dinletin.

Radyonuzu açın ve programları değiştirin. Müzik ve haberler bebeğinizin değişik tonlu sesler duymasını sağlayacak, duyduklarına tepki verecektir.

Çocuğunuzla bebeksi konuşmak yerine onunla doğal şekilde konuşmaya özen gösterin.

Onun çıkardığı sesleri taklit edin. Bebeğinizin söylediği ”ba ba”, “de de” gibi sesleri içeren cümleler kurun ; “Ba-ba seni seviyor”, “De-de geldi” gibi.

Altını değiştirirken yumuşak sesle şarkılar söyleyin. Günlük hayatınızda neler yaptığınıza, bebeğinizin hayatında olan kişilere (-abla, ağabey, büyükanne vb.), ev hayvanlarına ilişkin şarkılar yaratarak söylemeyi deneyebilirsiniz.

1 yaşından itibaren bebeğinize çevresini keşfetmesi için fırsat tanıyın.

Etrafındaki insanlara, çocuklara tepki göstermesi için onu cesaretlendirin; gülümsemek, el sallamak gibi. Oyun alanlarında yaşıtlarıyla zaman geçireceği ortamlarda bulunmasını sağlayın.

18 aydan itibaren bebeğinize resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için destekleyin.

Bebeğinizi 18 aylıktan itibaren müzik eşliğinde dans etmesi için teşvik edin. Hızlı müzikle hızlı dans ederek “hızlı” sözcüğünü kullanın. Dingin müzikle yavaş hareket ederek “yavaş” sözcüklerini öğrenmesini sağlayın.

2 yaşından itibaren bebekler gözledikleri olayları taklit etmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğunuzla birlikte günlük yaşantıyla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Örneğin bebeği yıkama, uyutma, yemek yedirme vb.

Çocuğunuzun dil gelişimi konusundaki endişelerinizi uzmanlarla paylaşmaktan kaçınmayın.

Özel Öğrenme Güçlüğü Nedir ?

Öğrenme; bilgiyi algılama, organize etme, depolama ve gerektiğinde bu bilgiyi geri üretmeyi içeren ve yaşam boyu süren kapsamlı bir süreçtir. Öğrenme süreci sırasında, bireyin bilgi kazanımının güçleşmesi ve öğrenme alanlarının etkin bir şekilde işlev görmemesi halinde Özgül Öğrenme Güçlüklerinden bahsedilir. Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG); organik bir nedene bağlı olmaksızın bireylerin okuma, yazma, dinleme, anlama, kendini ifade etme ya da matematik alanında yaşıtlarına ve zekasına göre beklenilenin önemli ölçüde altında olması olarak tanımlanabilir. “Özgül Öğrenme Güçlüğü” yerine “Özel Öğrenme Güçlüğü”, “Özgül Öğrenme Bozukluğu”, “Öğrenme Bozukluğu”, “Öğrenme Güçlüğü” gibi terimler de kullanılabilmektedir. Tedavisi mümkün bir durumdur.

Öğrenme, sadece yeni bir beceri kazanma ya da akademik bir alanda yetkinleşme olarak görülmemelidir. Öğrenme sürecinde yer alan, bireyin öğrenme deneyimlerinde ortaya çıkan aksaklıklar kişinin tüm yaşam kalitesini etkileyebilmektedir. Özgül Öğrenme Güçlüğünün nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle birlikte; çeşitli genetik ve çevresel etmenlerin rol oynadığı, biyolojik temele dayanan ve nörogelişimsel tanı alan yapısal bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı konulabilmesi için iki şart söz konusudur:

1-Bireyin akademik başarısında belirgin düşüklük.

2-Bu durumun aşağıdakilerle açıklanamaması:

Görme, işitme sorunları

Yetersiz eğitim

Sosyoekonomik sorunlar (düşük gelirli aile, kalabalık ev ortamı vb.)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Depresyon, Kaygı Bozuklukları

Zeka Geriliği: Özgül öğrenme güçlüğünde genel bir zeka geriliği olmaması gerekir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuk;

Normal ya da normal üzerinde bir zekaya sahiptir.

Duyusal bir kusuru yoktur.

Psikiyatrik ve nörolojik herhangi bir tanı almamıştır.

Standart bir eğitim-öğretime rağmen kronolojik yaşına ve zekasına uygun paralelliktebaşarı gösteremez.

Skolastik becerilerde (okuma, yazma, matematik) belirgin sınırlılıklar söz konusudur.

Çoğu şeyi(harfleri, sayıları vb.) ters algılar.

Belirtiler için Özgül Öğrenme  Güçlüğü  Tarama Ölçeğini inceleyebilirsiniz.

Özgül Öğrenme Güçlüğü ikincil belirtiler ile de kendini gösterebilir:

Dinleyememe ve kendini sözel olarak akıcı bir biçimde ifade edememe,

Mantık yürütmede zorluk,

Kendini organize etme ve planlamada zorluk,

Hiperaktivite ya da hipoaktivite,

Dikkat ve konsantrasyon sorunları,

El-göz koordinasyonu ve motor koordinasyonda zayıflık,

Görsel ve işitsel algı sorunları,

İpuçlarını değerlendirmede yavaşlık,

Mekanda yönelim, yön bilgisi, saat bilgisi (saati okumakta ve çizmekte zorlanma), mesafe ve ölçüm bilgisi alanlarında zorluk

Zaman kavramlarını öğrenmede ve kullanmada zorluklar,

Zamanı kaliteli kullanamama,

Sağ-sol ayırt edememe,

Sakarlıklar,

Söyleneni çabuk unutma,

Ritmik hareket etmede güçlük,

Okurken kelimeleri yanlış heceleme, kelime atlama, satır atlama ya da tekrarlama,

Ritmik saymalarda (çarpım tablosu gibi) ve sıralı becerilerde zorluklar,

Yazarken harf atlama, kelimeyi eksik yazma ya da kelimeye fazladan harfler ekleme,

Genellikle hızlı ve bozuk ya da çok yavaş yazma,

Okurken ya da yazarken harfleri karıştırma (b yerine d, s yerine z gibi),

Çalışma alışkanlığının kalitesizliği,

Yaşadığı bir olayı veya bir hikayeyi anlatırken sırasını karıştırma,

Matematik ve sayı sembollerini öğrenmede güçlük,

Engellenmeye karşı tolerans düşüklüğü,

Değişikliğe uyum sağlamada güçlük

gibi belirtilerin tümü görülmeyebilir, ancak bu çocukların zekalarının altında akademik performans göstermeleri ortak özellikleridir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü; okuma güçlüğü (disleksi), yazma güçlüğü (disgrafi) ve matematik güçlüğü (diskalkuli) olarak alt tiplere ayrılır. Bu alt tipler, tek başına görülebileceği gibi birkaçı beraber de görülebilir.  Özgül Öğrenme Güçlüğü anlamında yalnızca “disleksi” sözcüğü de sıklıkla kullanılmaktadır.

Özgül Öğrenme Güçlüğü zeka geriliği değildir!

Özgül Öğrenme Güçlüğü, bir zeka geriliği değildir. Mevcut eğitim öğretim sistemiyle ve akademik başarı ile ilintili bir tanıdır. Bu nedenle, bu yönde belirti gösteren çocuklar ilköğretim döneminde tanı alır (okul öncesi dönemde haberci belirtiler kendini gösterebilir) ve kliniklere sıklıkla akademik başarısızlık ya da okula uyum sorunları olarak başvururlar.

Genellikle birkaç alt tip birlikte görülür ve bu alt tiplere Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu da eşlik edebilir. Ayrıca, duygusal  (düşük benlik algısı, akran ilişkilerinde sorunlar, düşük özgüven, anksiyete ve depresyon vb.) ve davranışsal sorunlar da görülebilir. Çünkü bu çocukların zekasında bir problem yoktur ve çevresinde olup bitenlerin, bir şeyleri başaramadıklarının farkındadırlar. Bazı çocuklar içinde bulundukları başarısızlık duygusundan dolayı kendilerini ifade ederken daha hırçın ya da saldırgan davranışlar sergileyebilirler ya da içe kapanabilir, depresif bir duygu durumu yaşayabilirler. Bazen de akademik başarısızlıklarını örtmek için farklı davranışlar göstererek şamatacı, dersi kaynatmaya çalışan, dikkat çeken çocuklar olabilirler. Bu süreç içerisinde psikolojik danışmanlık hizmeti alınması gereklidir.

Erken tanı ve tedavi her sorunda olduğu gibi Özgül Öğrenme Güçlüklerinde de önem taşır. Tıbbi anlamda tedavi edilebilen bir problem değildir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda elde edilen bulgular, Özgül Öğrenme Güçlüğü yönünde destekleyici ise; eğitsel terapiyi içeren, tedavi ve müdahale programı uygulanır. Öğrenme Güçlüğü tanısı alan bireylerin birbirinden farklı özellikler taşıdığı göz önüne alındığında, bu çocukların her biri için ayrı olarak güçlü ve zayıf yönleri değerlendirildikten sonra Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) düzenlenir. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı; bireyin algısal, motor, dil, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarına odaklanıldığı, normal müfredatın içine bu etkinliklerin yayıldığı, gerekirse akran öğretmenliği, eşli okuma gibi yardımcı öğrenme öğelerinin kullanıldığı farklı birtakım program ve yöntemleri içerir. Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı almış çocuklar için, örneklendiği gibi, özel yapılandırılmış eğitimler ve teknikler uygulanmalıdır. Uygulanan tedavinin süresi, çocuğun öğrenme hızına ve şekline göre değişkenlik gösterir. Özgül Öğrenme Güçlüğü; hayat boyu süren, tedavisi bireysel farklılıklar içeren bir tanıdır. Özgül Öğrenme Güçlüğü olan bireylerin öğretmen, hekim ve aile tarafından erken fark edilmesi, tanı alması, uygun eğitim programının oluşturulması, ek başka psikiyatrik tanıların gözden kaçırılmaması ve tedavisinin sağlanması uzun dönemde bireylerin hayat kalitesini iyi yönde etkiler; böylece bireye ve topluma önemli ölçüde katkı sağlanmış olur.

Özgül Öğrenme Güçlüğü belirtileri gösteren her çocuk aynı özellikleri taşımaz; bu özelliklerinin belirlenmesi ve tanı alması için ayrıntılı bir psikoeğitsel değerlendirmeye ihtiyaç vardır.  Bu değerlendirme ve tanı için, özellikle WÇZÖ-IV (Weschler Çocuklar için Zeka Ölçeği-IV) uygulanması gereken bir ölçektir. Kurumumuzda değerlendirmeyi yapan, bu ölçeği uygulama yetkisine sahip uzman psikologlarımız bulunmaktadır.

Bedensel Engel Türleri

Kurumumuzda bedensel engele sahip bireylere, özrün derecesine ve bireyin ihtiyaçlarına yönelik olarak fizyoterapist eşliğinde, kişiye özel oluşturulan fizyoterapi programları uygulanmaktadır.

Spina Bifida

Açık ya da ayrık omurga anlamına gelmektedir. Omurgadaki açıklığın büyüklüğü ve yerleşim yeri ile omuriliğin ve sinirlerin etkilenen bölümü engelin ciddiyetini belirler. Myelomeningosel, meningosel ve spina bifida okülta olmak üzere üç tipi vardır.

Beyin omurilik sıvısının (BOS) aşırı miktarda artması ve beyin içindeki boşluklara fazla basınç yapmasıyla hidrosefali gelişebilir. Hidrosefali gelişmesi ve beynin hasar görmesi zamanında tedavi edildiğinde zekaları normalden farklı olmaz.

Serebral Palsi (CP)

Doğum öncesinde, doğum esnasında ya da doğumdan sonra erken dönemde beyin hasarı sonucu ortaya çıkan ilerleyici olmayan fakat yaş ile beraber değişebilen kalıcı motor fonksiyon kaybı, postür ve hareket bozukluğudur.

C’ nin ilk belirtileri genellikle çocuk 3 yaşına gelmeden önce ortaya çıkar. İstemli hareketler sırasında kas koordinasyonu eksikliği (ataksi), kaslarda katılık ya da abartılı refleksler (spastisite), tek ayağını ya da bacağını sürüyerek yürüme, ayak uçlarında, eğilerek yada makaslayarak yürüme, tavşanvari emekleme, aşırı gevşek(flask) kas tonusudur.

CP’nin tipine (hemipleji, dipleji, qudripleji, ataksik, atetoid, spastik… gibi), normal gelişim basamağındaki düzeyine göre oluşturulan fizyoterapi programlarıyla çocuğun dönme, sürünme, emekleme, desteksiz oturma, ayakta durma yürüme gibi fiziksel aktiviteleri yapması sağlanır.

Down Sendromu

Down sendromu bir kromozom anomalisidir. Sıradan bir insanda bulunan kromozom sayısı 46 iken, down sendromlu bireylerde 21.kromozomdan üç tane olması sebebiyle 47 kromozom bulunmaktadır.

Down sendromuna sahip bireylerde ortak görülen bazı özellikler; çekik küçük gözler, basık burun, kısa parmaklar, kalın ense, kıvrık serçe parmağı, avuç içinde tek çizgi,ayak baş parmağının diğer parmaklardan daha açık olması, hipotonik vücut ve ekstremite kasları gibi.

Down sendromunda daha geriden takip eden zihinsel ve fiziksel gelişime destek olmak için çocuk doğar doğmaz bir fizyoterapist ve eğitimciye başvurulmalı, fizyoterapist-eğitimci-aile iş birliği içerisinde evde ve merkezlerde yapılan düzenli destek eğitim ve fizyoterapi programlarıyla çocuğun hipotonik kaslarının kuvvetlenmesi, konuşmanın, ince motor becerilerinin, öz bakım, bilişsel ve sosyal alanlarında gelişmesi sağlanabilir.

Muskuler Distrofiler

En sık rastlanan kas hastalığı Duchenne Muskuler Distrofidir.  Kas erimesi olarak bilinir. 2-5 yaş arası teşhis koyulur. Tipik olarak erkek çocuklarda görülür (5000/1).

DMD‘nin bulguları şu şekildedir:

Kaslarda ağrı ve sertlik

Koşma ve sıçramada güçlük

Parmak ucunda yürüme

Oturma veya ayağa kalkmada zorluk

Konuşmada gecikme gibi öğrenme güçlükleri

Sık düşmeler

Erken yorulma

Merdiven ve yokuş çıkmada zorluk

Günümüzde kas distrofilerinin kesin tedavisinin olmamasından dolayı, tıbbi tedaviye ek olarak, fizyoterapide uygulanan germe, kuvvetlendirme, solunum ve denge egzersizleri hastalığın ilerleyişini yavaşlatabilir.

Otizm ve Belirtileri nedir ?

Otizm Nedir?

Yaygın Gelişimsel Bozuklukların en sık rastlananı Otizmdir. Otizm, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (YGB) sınıflandırması altında yer alan kategorilerden yalnızca biridir. Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren nörogelişimsel bir bozukluktur; kaynağı psikolojik değildir. Otizmin temel özellikleri; sosyal ilişkilerin, bilişsel gelişimin, iletişimin önemli ölçüde bozuk ve anormal gelişimi, ilgi ve etkinliklerin belirgin sınırlılığıdır. Basmakalıp davranış örüntüleri, sözel iletişimde ve sosyal etkileşimde bozukluklar görülür. Otizmin ilk belirtileri 12. aydan önce fark edilebilir. Başlangıcı 36 aydan (3 yaş) öncedir; ancak çoğu çocuk 3 yaşından sonra tanı alır. Bozukluğun görünümü bireyin yaşı ve gelişim düzeyine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir. Otizm, yaşam boyu süren bir bozukluktur.

Otizm terimi zaman içinde yerini, Otizm Spektrum Bozuklukları terimine bırakmıştır. Otizm Spektrum Bozuklukları, Yaygın Gelişimsel Bozukluklarla eş anlamlı olup karmaşık bir gelişimsel yetersizlik anlamında kullanılmaktadır.

Bir bireyin Otizmli olması için, belli bir ırkta veya belli bir statüye sahip bir ailenin çocuğu olmasına gerek yoktur. Otizm dil, din, ırk, statü gözetmeksizin her bireyde ve her bireyin çocuğunda görülebilecek bir durumdur. Otizm tanılı bireyin kardeşlerinde de Otizm görülme olasılığı yüksektir. Otistik kardeşi olan bireylerde dil ve sosyal etkileşim alanlarında zorluklar gözlenebilir.

Tüm durumlar göz önüne alındığında Otizm aslında bir bozukluk değil, bir farklılıktır. Bu farklılık, Otizmli bireylerin yaşam koşullarını sınırlandırmaktadır. Çoğunluğa uyum sağlamakta zorlanan bu bireyler için yaşam çoğu zaman oldukça zor olabilmektedir. Bunun önüne geçmek de yine çoğunluğa bağlıdır.

Sağlıklı olarak nitelendirdiğimiz insanların çoğuna baktığımızda herkesin farklı kişiliklere sahip olduğunu görürüz. Kimisi utangaç, kimisi dışa dönüktür. Ancak normal göründükleri için bu kişileri yargılamayız. Otizme sahip olan bireyler davranışlarındaki belirgin durumlar sebebi ile dikkat çekmeye çok daha meyillidirler. Bunu kısmen bir kişilik olarak görmeye çalışmak, Otizmli bireyler için de Otizm sahibi olmayan insanlar için de çok daha kolay olacaktır. Bu özel bireylerin de yaşamaya hakkı olduğunun bilincinde olarak, Otizmli bireylere nasıl davranılması gerektiğini öğrenmek çok önemlidir.

Otizmin belirtileri nelerdir?

Aşağıda farklı alanlarda listelenmiş olan belirtilerin, çocuğunuzda varlığından şüpheleniyorsanız bir psikoloğa başvurmanızda fayda vardır.

–Sosyal etkileşim sorunları: Karşılıklı toplumsal etkileşimdeki bozulma çok belirgin ve süreklidir.

>6 ay ve sonrasında hiçbir gülümseme veya diğer sıcak, neşeli ifadelerin olmaması

>9 ay ve sonrasında seslere, gülümsemelere veya diğer yüz ifadelerine tepkinin olmaması

>Karşılıklı etkileşime girmede zorluk yaşaması (örneğin, göz kontağı kurmada, ce-e oyununda sıra almada)

>Sözel olmayan davranışlarda (göz göze gelme, yüz ifadeleri, yapılan el-kol hareketleri…) bozulmalar, yetersizlik

>Sıra dışı göz kontağı (örneğin, hiç göz kontağı kurmamak, çok kısa süreli kurmak ya da alışılmadık biçimde kurmak; örneğin,  birdenbire gözlerini karşısındakinin gözlerine dikmek ve kaçırmak)

> Karşılıklı oyun becerilerinin yaşına uygun düzeyde olmaması

>Başkasının yaptıklarına karşı ilgisizlik (ortama birinin girmesi, ortamdan birinin çıkması, birinin konuşmaya başlaması gibi başka çocukların çok ilgisini çeken bazı olaylar karşısında ilgisiz kalmak; böyle durumlarda, gülümseme gibi hoşnutluk ya da ağlama gibi hoşnutsuzluk ifadeleri göstermemek)

>Konuşurken çok az jest ve mimik kullanmak

>Sosyal ortamların gerektirdiği mesafeyi ayarlayamamak (başkalarına fazla yakın ya da uzak durmak)

>Ses kullanımında sıra dışılık (konuşurken alışılmadık ses kalitesi ve vurgu özellikleri göstermek)

>Yaşına uygun akran ilişkileri geliştirememek, geliştirmek istememek; arkadaşlık kurmakta zorlanmak (çok az sayıda arkadaşa sahip olmak ya da hiç arkadaş edinememek)

>Akranları ile yaş düzeyine uygun ilişkiler kuramamak ve sürdürememek (kendi yaşıtlarıyla oynamada, konuşmada vb. çok isteksiz davranmak, kendisinden çok küçük ya da büyük kişilerle etkileşimde bulunmak)

>Yalnızca özel ilgilere dayalı ilişkiler geliştirmek (belli kişilerle, yalnızca belli ilgilere dayalı olarak -genellikle sevdiği konularda- etkileşimde bulunmak)

>Grup içinde etkileşimde bulunurken zorlanmak (iş birliğine dayalı oyunların kurallarına uymakta zorlanmak)

>Tek başına kalmayı tercih etmek (genellikle aile üyeleriyle ya da arkadaşlarıyla birlikte yaptığı pek çok şeyi yalnız başına yapmayı yeğlemek; örneğin TV izlemek, yemek yemek, oyun oynamak vb.)

>Belli olay ya da durumlara dikkatini çekme çabası göstermemek (örneğin; şaşırtıcı bir durum karşısında başkalarına işaret etmemek, bir şey başardığında başkalarıyla paylaşmamak vb.)

>Sözel övgü karşısında tepki vermemek (başkalarının kendisine yönelttiği övgü sözleri ya da sözel onaylamalar karşısında çok az tepki vermek ya da hiç tepki vermemek; örneğin, hoşnutluk belirtisi göstermemek)

>Sevinç, ilgi ve başarılarını diğer insanlarla paylaşma isteği içinde olmamak (ilgilendiği nesneleri göstermeme, belirtmeme gibi)

>Sosyal-duygusal davranışlarda sınırlılık

>Etrafındaki kişilerin farkında olmamak

>Başkalarının ilgisi karşısında tepkisiz kalmak (birileri kendisine seslendiğinde ya da kendisiyle etkileşmek istediğinde tepki vermemek, duymuyormuş ya da fark etmiyormuş gibi davranmak)

>Başkasının duygularını, ihtiyaçlarını anlamada yetersizlik (üzülen, ağlayan, kızan, sevinen vb. kişiler karşısında duyarsız davranmak; örneğin, üzgün birini rahatlatma çabası göstermemek)

–İletişim sorunları: İletişimdeki bozulma belirgin ve kalıcıdır ve hem sözel hem de sözel olmayan becerileri etkiler.

>Konuşmanın gecikmesi, hiç gelişmemesi ya da belli bir düzeye geldikten sonra durması veya gerilemesi (12 aylıkken “cıvıldama” denilen sesleri çıkarmaması, 2 yaşında tek bir sözcük bile söylememesi, 3 yaşında iki sözcüklük basit ifadeler (baba git vb.) kullanmamak)

>Konuşmaya başladıktan sonra basit bir dil bilgisi yapısı kullanmak ya da belli yanlışları tekrarlamaya devam etmek; sıra dışı ya da yinelenen dil kullanmak

>Karşılıklı konuşmada zorluk (karşılıklı konuşma başlatmada, sürdürmede ve sonlandırmada önemli sorunlar göstermek; örneğin, bir kez konuşmaya başlayınca konuşmayı uzun bir monolog şeklinde sürdürmek ve karşısındakilerin yorumlarını göz ardı etmek)

>Konuşma konularında seçicilik (kendi favori konuları dışındaki konularda çok zor ve isteksiz olarak konuşmak)

>Dili kavramada bozukluk (örneğin; basit şakaları, emirleri, soruları anlayamama)

>Konuşmanın hızı, tonlaması, ritminde ve vurgusunda bozukluk

>Sözel olmayan iletişim becerilerinde, taklit becerilerinde zorluklar (bay bay yapma, öpücük gönderme, “tel sarar“ gibi sosyal oyunlar, bebeğe mama verme, bebeği ayağında sallama, oyuncak arabayı yerde sürme, garaja park etme, “anne gibi” yerleri süpürme, “baba gibi” traş olma gibi)

>Başkalarının kendisine söylediklerini tekrarlamak; tekrarlayıcı konuşma (kendisine söyleneni tekrar etmek; televizyondan ya da herhangi bir yerden duyduklarını ilişkisiz zamanlarda ve bağlam dışı olarak yinelemek)

>Dilbilgisi yapılarına uygun konuşmamak; basmakalıp, yineleyici konuşma özellikleri göstermek (örneğin; sözcüklerin, cümlelerin anlamsız olarak yinelenmesi, anons ya da reklam müziklerinin yinelenmesi)

>Amaçsız konuşma; dili işlevsel olarak kullanmamak (kendisinin uydurduğu ya da yalnızca kendisine anlam ifade eden sözleri tekrarlamak)

>Ağır resmi ve didaktik konuşma özellikleri göstermek

>Gelişimsel düzeye uygun olan senaryolu oyunlarda sınırlılık; sosyal oyunlara ilgisizlik (oyuncaklarla evcilik, okulculuk, doktorculuk vb. hayali oyunlar oynamamak)

>Sembolik oyunlarda sınırlılık (bir nesneyi başka bir nesne yerine kullanarak oyun oynamamak; örneğin, çubuğu mikrofon olarak kullanmamak)

>Oyuncaklarla alışılmadık biçimlerde oynamak (örneğin, topu zıplatmak yerine sürekli olarak bir eliyle vurmak, legoları birbirine takıp bir şeyler yapmak yerine sıraya dizmek gibi)

–Sınırlı İlgi ve Tekrarlayıcı Davranışlar: Sınırlı, yineleyici ve basmakalıp davranış, ilgi ve etkinlik örüntüsüne sahiptirler.

>Değişikliğe aşırı tepki vermek

>Takıntılı davranışlar

> İlgi odağının kısıtlılığı; çoğunlukla sınırlı alanda, yoğun ve sıra dışı ilgilere sahip olmak (örneğin; astrofizik, uçak kazaları, sulama sistemleri; meteoroloji ya da beyzbol istatistikleri konularıyla ilgili olma)

>İlgi takıntıları (bazı konulara karşı çok ilgi duymak ve başka konuları dışlayarak sürekli o konularla ilgili konuşmak, okumak, ilgilenmek istemek)

>İlgi duyduğu konularla ilgili ince ayrıntılar anımsamak (kendi favori konularındaki en ince ayrıntıları bile ezbere bilmek)

>Belli düzen ve rutinlere ilişkin olarak çok ısrarcı olmak

>Belli etkinlikleri her zaman belli bir sırayla yapmak istemek (örneğin, arabanın kapılarını hep aynı sırayla kapatmak)

>Günlük rutinlerde değişiklik olmamasını istemek (örneğin, eve gelirken hep aynı güzergahı izlemek ya da eve geldiğinde önce televizyonu açıp sonra tuvalete gitmek ve bunu her gün bu şekilde yapmak)

>Günlük yaşamdaki değişiklikler karşısında çok tepki göstermek; en ufak bir değişiklik karşısında çok kaygılanmak ya da öfke nöbeti yaşamak (örneğin; yemek masasının yerinin değişmesi, perdenin değişmesi)

>Değişiklikleri daha kolay kabullenebilmek için meydana gelecek değişikliklerle ilgili önceden bilgi sahibi olmaya gereksinim duymak

>Basmakalıp ve kendine özgü hareket veya davranışlar göstermek (örneğin; parmak şıklatma, el çırpma ya da burma)

>Sıra dışı tekrarlayıcı beden hareketlerine sahip olmak (parmak ucunda yürümek, çok yavaş yürümek, kendi ekseni etrafında dönmek, durduğu yerde sallanmak, farklı bir beden duruşuna sahip olmak gibi)

>Sıra dışı tekrarlayıcı el hareketlerine sahip olmak (ellerini sallamak, ellerini çırpmak, parmaklarını gözlerinin önünde hareket ettirmek, ellerini farklı biçimlerde tutmak gibi)

>Nesnelerin asıl işlevi yerine parçaları ile uğraşmak (örneğin, arabayı sürmek yerine tekerleklerini döndürmek, oyuncak bebeğin gözlerini açıp kapatmak gibi davranışları tekrar tekrar yapmak gibi)

>Nesnelerin duyusal özellikleriyle çok fazla ilgilenmek (örneğin, eline aldığı her nesneyi koklamak ya da gözlerinin önünde tutarak ve evirip çevirerek incelemek)

>Hareket eden nesnelere çok fazla ilgi göstermek (örneğin, tekerlek ya da pervane gibi dönen nesnelere, akan su ya da yanıp sönen ışık gibi hızlı hareket eden görüntülere uzun sürelerle bakmak)

>Mekanik hareketlere çok fazla ilgi göstermek (oyuncakların dönen parçaları, açılır-kapanır kapılar, elektrikli vantilatör ya da diğer hızlı dönen nesneler gibi)

>Nesne takıntıları (bazı sıra dışı nesneleri -örneğin bir silgi ya da küçük bir zincir parçası- elinden bırakmamak ya da gözünün önünden ayırmak istememek)

Otizm tanısı konduktan sonra ne yapılmalı?

Otizmin kökleri çok erken beyin gelişiminde gibi görünmektedir. Ancak Otizmin en belirgin belirtileri 2 ile 3 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. Erken tanı ve sonuçları kanıtlanmış davranışçı terapiler ve diğer etkili yöntemler ile erken müdahale, Otizmin belirtilerinin hafifletilmesinde çok ciddi bir öneme sahiptir.

Her otistik çocuk veya yetişkin benzersizdir ve kendine has özellikleri vardır. Bu nedenle her birey için onun özel ihtiyaçlarına yönelik bireysel bir eğitim planı oluşturulmalıdır. Bilimsel çalışmalar erken ve yoğun bir davranışsal müdahalenin, otistik küçük çocuklarda öğrenme, iletişim ve sosyal becerileri geliştirdiğini ortaya koymuştur.

İzlenecek yol; davranışsal tedaviler ve genellikle ilaçları içerir. Birçok Otizmli birey uyku bozuklukları, nöbetler ve gastrointestinal (mide-bağırsak) sıkıntı gibi ek tıbbi şikayetler de taşır.  Bu koşullar öğrenme ve dikkat becerilerini de etkilemektedir. Bu nedenle ilaç kullanımı gerekebilir.

Bu süreçte en önemli kısım erken ve yoğun eğitim müdahalesidir. Aileyle yakın çalışacak profesyonel bir ekiple çalışmak, çocuğu eğitirken aileyi de bu eğitimin içine katmak çok önemlidir. Bu eğitim programı çocuğun sosyal ve öğrenme becerilerini geliştirmek için özel yaklaşımlardan yararlanır. Özel eğitim merkeziyle birlikte, çocuğun mevcut durumuna ve gösterdiği gelişime göre başlangıçta okul öncesi eğitim ve sonrasında diğer okul kademeleri bu sürece dahil edilebilir.

Sonuç olarak erken tanı konması ve erken tedaviye başlanması, bireyin olumlu yönde gelişmesini, topluma uyum sağlamasını kolaylaştırır. Özel eğitim desteği bu çocuklar için olmazsa olmazdır.

 Eğitim müdahale programları neleri içerir?

Başlıca eğitim müdahale yöntemi, Uygulamalı Davranış Analizi(ABA)’dir. Tüm iyi eğitim programlarının belli ortak özellikleri vardır. Bunlar:

√  Haftalık olarak çocuk için yapılandırılmış eğitim/terapötik faaliyetler yer almalıdır.

√ Uzman terapistler ve/veya öğretmenler müdahale etmelidir. İyi eğitilmiş, Otizm tedavisi konusunda uzman ve deneyimli bir profesyonel ekip gözetiminde müdahale, çocuğa yardımcı olabilir.

√ Eğitim çocuğa özel olmalıdır. İyi tanımlanmış öğrenme hedefleri olmalı ve bu hedeflere ulaşmada çocuğun ilerleme durumu düzenli olarak değerlendirilmeli ve kaydedilmelidir.

√ Müdahale Otizmden etkilenen çekirdek alanlara odaklanmalıdır. Bunlar sosyal beceriler, dil ve iletişim, öz bakım becerileri, taklit, oyun becerileri, günlük yaşam ve motor becerileri içerir.

√ Programın içeriğinde akranları ile etkileşim olanakları olmalıdır.

Otizm tanısı alan bir çocuk bu tanıdan çıkabilir mi?

Bilimsel çalışmalar ve gözlemler göstermektedir ki, başarılı bir eğitim ve tedavi sonrasında birey artık tam olarak otizm kriterlerini karşılamıyorsa veya belirtiler hafiflediyse bu ilerlemek olarak adlandırılabilir. Çocuğun zamanla zeka, dil, sosyal uyum testlerinden, okul sınavlarından iyi sonuçlar aldığını görülebilir. Ama bu testlerden veya sınavlardan iyi sonuçlar alması otizmden çıktığı anlamına gelmez.

Otizm tanılı bir çocuk zamanla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Anksiyete Bozukluğu ya da Asperger Sendromu gibi nispeten yüksek işlevli formuyla karşımıza çıkabilir.

Otizme eşlik eden özellikler ve bozukluklar nelerdir?

 Zeka Geriliği

Epilepsi

Davranış bozuklukları

Öğrenme Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Psikiyatrik bozukluklar

Otizmin nedeni nedir?

Otizmin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, beyin yapısını veya işlevini etkileyen birtakım sinir sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bununla birlikte Otizm vakalarının çoğunda, erken beyin gelişimini etkileyen genetik ve çevresel faktörlerin bir arada Otizme neden olduğu da görülmektedir.

Otizm tanılı bireylerin önemli bir bölümünde, beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. nörolojik sorunlar da görülebilir. Otizm belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırsa da, Otizm bir ruh hastalığı değildir. Yapılan bilimsel araştırmalar, Otizm Spektrum Bozukluğunun çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyoekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.

Gebelik sırasında ebeveyn yaşı (anne ve baba her ikisi de), özellikle gebelik sırasında annenin geçirdiği hastalık, doğum sırasında oksijen yoksunluğu gibi bazı zorluklar bebeğin beyin gelişimini değiştirebilir. Çevresel koşulların, genetik risk faktörleri ile kombinasyon halinde olunca Otizm riskini arttırdığı; Otizm ile beslenme ve aşılar arasında bir ilişki olduğu da düşünülmektedir. Bahsedilen bu nedenler hala araştırma aşamasındadır.

 Otizm diğer Yaygın Gelişimsel Bozukluklardan nasıl ayrılır?

Rett Bozukluğunun görüldüğü cinsiyet ve bozuklukta görülen belirtilerin özellikleri ile; Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu en azından 2 yıllık normal bir gelişimden sonra belirgin bir gelişimsel gerileme görülmesiyle; Asperger Bozukluğu ise dil gelişiminde gecikmenin olması ile Otizmden ayrılır.

 Sonuç

Otizmli olmak bir hastalık olarak nitelendirilmemelidir. Otizm bir farklılıktır. Dünya düzeni sağlıklı olarak kabul edilen insanların ihtiyaçlarına göre düzenlendiği için, farkları ile Otizme sahip olan bireyler hastalıklı olarak görülmemelidir. Otizmli bir bireyin, kendisinden farklı olan bir toplum içerisinde yaşaması zaten oldukça güçtür. Ancak bunun farklılığını ya da aynılığını; zorlaşmasını ya da kolaylaşmasını yine çoğunlukta olan insanlar belirlemektedir.

WhatsApp chat